Blog

Çocuklarda Korku ve Kaygılar

by in Uncategorized Şubat 15, 2019

Bazı duygular çok tanıdıktır. En küçük çocuktan yetişkinliğe kadar yaşamın bir döneminde herkes bu duygularla karşı karşıya gelir. Korku ve kaygı…

Korku, bilinçli olarak tanınan belirli bir tehlike karşısında ortaya çıkan bir tepkidir. Bir korunma mekanizmasıdır ve kişinin hayatta kalabilmesi, çevresine uyum sağlayabilmesi için gereklidir.  Korku gelişimsel süreçlerden etkilenerek zaman içerisinde değişebilir veya bazı durumlarda bir korkunun yerini başka bir korku alabilir. Ancak bu duygunun çok sık ve çok yoğun olması zorlayıcı bir duruma dönüşebilir.

En sık rastlanan çocukluk korkularına

  • Anne ve babayı kaybetme korkusu
  • Gerçek olmayan, hayali nesne ve durumlara karşı korku
  • Yalnız uyuma korkusu
  • Okul korkusu
  • Karanlık korkusu
  • Ani seslere karşı korku
  • Dışlanma korkusu
  • Okul korkusu
  • Su korkusu
  • Hayvanlara böceklere karşı korku
  • Doğal afetlere korku örnek verilebilir.

Kaygı ise belirli bir nedene bağlı olmayan gerginlik ve sıkıntı halindedir. Kişinin kendisini güvende hissetmemesi ile ortaya çıkar.

Kaygılı çocuklarda gözlemlenen belirtilere

  • Anne babaya aşırı bağımlı olma, okula veya farklı bir yere giderken ayrılmak istememe, kalabalık ortamlarda başka insanlarla iletişim kurmamak amaçlı ebeveyne fazla yakınlaşma
  • Uyku süreçlerinde zorluk ya da aşırı uyuma
  • Ellerin terlemesi
  • Kalp atışlarının hızlanması, sebebi olmayan fizyolojik belirtiler- mide bulantısı, karın ağrısı, baş ağrısı
  • Sorulan soruların sıkça tekrar edilmesi
  • Akranlardan uzaklaşma
  • Bilmediği ortamlarda dâhil olmama çabası ( telefon ile başkasını aratma, hesabı başkasının ödemesini isteme vb.)
  • Belirsizliğe karşı aşırı endişe ( özel gün ve etkinliklerde ne yapılacağı, ne giyeceğine dair)
  • Sorumluluklarını gözünde aşırı büyütme ( ödev ve sınav)
  • Ebeveyninin sürekli hastalanacağını düşünme örnek verilebilir.

Kaygı ve korku birbirine genellikle karıştırılmaktadır. Her ikisi de ortak bazı özelliklere (Genetik yapı, mizaç, ebeveyn yaklaşımları, sosyal çevre ve travmatik olaylar etkilidir. Duygunun sıklığı ve şiddeti belirleyicidir.) sahip olsalar da aralarında önemli bir fark vardır. Bu fark tehlikenin var olup olmadığına verilen cevap ile belirlenir. Bilinçli olarak tanınan ve var olan tehlike durumları korku, bilinmeyen, belli olmayan heyecanlar ise kaygıdır. Kaygı daha şiddetli ve uzun sürelidir.

Anne Babalara Öneriler

Ebeveynler çocukları için rol modeldirler. Genetik yapı ve mizacı ile etkilenen kişilik özellikleri aile ve aile yaklaşımlarından da fazlaca beslenir. Çocuk bir aile ortamında doğar ve büyür. Doğal ihtiyaçlarının karşılandığı ve ilk öğrenme süreçlerinin gerçekleştiği bu ortamda çocuk ebeveynlerini gözlemleyerek, denemeler yapar. Ebeveynlerin aşırı kaygılı, koruyucu olması ve korkularının olması ebeveynlik yaklaşımlarına da yansır. Başka bir deyiş ile kaygı ve korku bulaşıcı olabilir. Çocuk da aynılarını içselleştirebilir.

Ebeveynlerin uyarıları yeni korkuları doğurabilir. Ebeveynler çocuklarının güvenli ortamlarda bulunmalarını isterler. Bu sebeple olası tehlikelerden korumaya çalışırlar. Tehlikelerden uyarı sürecinde çocuğun dikkatini yönlendirebilirler veya yeni bir korkunun kaynağı oluşabilir. Çünkü bu uyarılar çocuğun zihninde ‘’ bu demek ki korkulacak bir şey, bundan korkmalıyım’’ olarak kodlanabilir.

Korkuları kabul etmek ve kaygıları fark etmek önemlidir. Çocukların gelişimsel süreçlerine ve deneyimlerine bağlı olarak korku ve kaygıları olabilir, bunlar zaman içerisinde de şekil değiştirerek yinelenebilir. Ancak çocuk bunların sinyallerini veriyor veya ifade ediyorsa, nedeni küçük büyük denmeden aktarımlar önemsenmeli ve kabul edilmelidir. Unutulmamalıdır ki, yetişkinler için çok anlamı olmayan bu durum çocuğun zihnini en çok meşgul eden şey olabilir.

Dinlenmek değerli hissettirir. Çocuklar dinlenmek isterler. Duyulmak, anlaşılmak… Bazen zihni meşgul edenlerin kelimelere dökülmesi bazen ise karşındakinin zaman ayırması bile çocuğun kendisini iyi hissetmesini, korkunun etkisinin azalmasını sağlayabilir.

Kıyaslamak korkular/kaygılar ile baş etme noktasında etkili bir yol değildir. ’’Sen bebek misin, büyüdün artık büyüdün, onda korkacak ne var ki? Ayşe Teyzenin kızı korkuyor mu hiç’’… Korkuyu küçümsemek, kabul etmemek ve bu süreçte başkaları ile kıyaslamak korku ve kaygının baş edilme sürecinde çocuğa yardımcı olan davranışlar değildir. Aksine çocuğun kendisini değersiz hissetmesine neden olarak sosyal ve duygusal süreçlerini olumsuz etkilediği bilinmektedir.

Maruz bırakma her zaman iyileştirici olmayabilir. Kaygı ve korku ile baş etme sürecinde maruz bırakma etkili tekniklerden biridir. Ancak seviyesi çok önemlidir. Köpek korkusu olan bir çocuğun ilk aşamada köpek ile yan yana gelmesi korkusunun azalmasını sağlamak yerine korkuyu farklı bir boyuta taşıyabilir. Bu sebeple kısa ve uzun süreli hedeflerin belirlenmesi bu şekilde ilerlenmesi etkili ve gereklidir.

Puanlandırma süreç hakkında somut veriler ortaya koyabilir. Korku ve kaygılar hakkında konuşulurken puanlandırması şiddeti hakkında bilgi verir. 0-10 arası yapılan puanlamalar çocuğun farkındalığını arttırır ve süreç içerisindeki değişimler hakkında bilgi vericidir. Ebeveynler için de daha anlaşılabilir hale gelir.

Uzman desteği etkilidir. Kaygı ve korkunun çok şiddetli olması durumunda yaşamda kısıtlayıcı durumlar sergilenebilir. Bu süreçte uzman desteği bireysel terapi ve aile danışmanlığı kapsamında olduğunda etkili ve iyileştirici olacaktır.

            Çocukluk yılları fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişiminin temellerinin büyük ölçüde atıldığı bir dönemdir. Bu dönemde de çocuklar tıpkı yetişkinler gibi korku ve kaygı duygularını zaman zaman yaşayabilirler. Ancak kaygı ve korkuyu bu kadar önemli kılan ve farklılaştıran nokta şiddetliliği ve sürekliliği durumunda çocuğun yaşamını olumsuz etkileme olasılığının yüksek olmasıdır. Bu noktada ebeveynlere büyük rol düşmektedir. Bu rol köklerini ise çocuğu tanımak, dinlemek ve kabul etmekten almaktadır.

KLİNİK PSİKOLOG GÜLŞAH ÖZGÜRLER

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir